Sevgili gelecek, sana pişmanlığın belgesini bırakıyoruz.
Bugün sana insanlığın
ortak sesiyle yazıyoruz.
Bugünün insanı olarak sana kusursuz bir dünya bırakamıyoruz.
Seni henüz görmedik ama bugün çıkardığımız gürültü bize “yarınlara” çok da iyi
şeyler bırakmadığımızın kanıtıdır. Öyle bir çağdan geçtik ki; tüketmeyi
üretmeye, betonları gökyüzünün maviliğine, değerlerimizi anlık heveslere,
barışı ise keşmekeşe tercih ettik…
Dünün yükleri sırtımızda, yarına koşuyoruz. Geçmişin izleri
bir gölge gibi bizleri takip etmekte.
Göz yumduğumuz
savaşlar gökyüzümüzü kararttı. Hoyratça kirlettiğimiz ve tükettiğimiz doğayı
çorak bıraktık. Bugünün dünyasını dinmeyen silah sesleriyle, derinleşen
adaletsizliklerle yitirdik. Teknoloji ve bilimdeki ilerleyişimiz vicdani
gelişimimizin çok önüne geçti. İnsanoğlunun yararına kullanılabilecek icatlar; daha
etkili silahlar ve daha kitlesel yıkımlar üretmek için kullanıldı.
Bizler; fırtınanın ortasında kalmış ve ayakta kalma
mücadelesi veren, gökyüzünün sadece kuşlara değil kanatları çelik ölüm
makinelerine ev sahipliği yaptığı, toprağın tohum yerine gözyaşı ile sulandığı,
hırslarımız için çocukların gülüşlerinin susturulduğu, evlerin enkaz yığınına
çevrildiği; kökenlerimizin, inançlarımızın, düşünce ayrılıklarımızın bir savaş
sebebi sayıldığı karanlık bir çağda yaşıyoruz.
Geleceğe bıraktığımız miras; bugünün hatalarının, yarının
yol göstericisi olmasıdır. Bugün koruyamadığımız her şeyin, sizin imtihanınız
olacağını biliyoruz. Devrettiğimiz bu yorgun dünyaya sizler daha şefkatli ve
daha adaletli bir şekilde sahip çıkınız. Bastığımız toprak, soluduğumuz hava,
kurduğumuz hayaller size emanet. Size bıraktığımız en büyük borç, birbirimize
karşı ördüğümüz nefret duvarlarını yıkmak ve yerine “birlikte” inşa edeceğiniz
köprüler kurmaktır.
Dünyayı, altüst olduğu döngüden bireysel değil “birlikte”
kurtarabileceğinizi unutmayın. Yarının bugünden daha adil bir yer olabileceği düşüncesi,
sadece bir hayal değil bizim en büyük umudumuzdur.
Gerçek barış ise bir yabancının acısında kendi yaramızı
gördüğümüzde, sadece silahların sesinin susması ile değil adaletle doyan
karınlar ve korkusuzca hayaller kurulabildiğinde sağlanmış olacaktır.
“Sınırlar” haritalardan çok kalplerde çizilmeli. Adalet
güçlülerin masasında bir meze olarak kalmamalı. Haklının güçlü olduğu bir dünya
kurmak bize ne kadar uzaksa size o kadar yakın olsun.
Bugünün karanlığının
yarının aydınlığı olması dileğiyle…